| ido-forum.COM Mail Adresi Mail Kayıt
Mail Giriş Hem Ücretsiz Hem de Hotmail-MSN Destekli! ![]() |
| |||||||
| Üye Ol | Forum Kuralları | Albümler | Gruplar | Oyun Parkı | Arama | Bugün Gönderilenler | Forumları Okundu İşaretle |
| Duyurular - Uyarılar - Haberler |
Edebiyat Bölümü kategorisi altındaki Dök Yüreğini Rahatla forumunun █ Forsaken'in Not Defteri █ |Öyküler - Şiirler - Yazılar| konusunu incelemektesiniz. -------------------------------------------
Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim....
Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını,kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim....
Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim....
Gözlerime baktığında ... mesajının devamı... |
| | LinkBack | Konu Araçları |
| | #1 |
|
-------------------------------------------
Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.... Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını,kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.... Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.... Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söyleyeceğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.... Her sabah benimle uyanmak istemediğini,geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.... Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.... Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.... Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiç saydığın için vazgeçtim.... Tablolarımda artık kendi mutluluğumu çizemediğim ve tek neden sen olduğun için vazgeçtim.... Bencil olduğun için vazgeçtim.... Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgeçmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi. Ama hepsini düşündüğümde, senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım... Bu yüzden bende senden vazgeçtim........ Mesajı Son Düzenleyen Kişi forsaken : 12-01-07 at 03:08. | |
| | |
| Bu mesajı için forsaken adlı üyeye teşekkür edenler [9]: |
| Reklam Alanlarımız |
| | #2 |
| Bir damla sevdanın adıdır Gözyaşı.. Nefes almaya başladığında nerede sonlanacağını bilmediği bir yolculuğa çıkmıştır çoktan.. Sahibinin yüreğini yansıtan aynada hayatın bıraktığı izlerden süzülür usul usul. Eğer dayanabilmişse benliğini kavuran hasrete,buharlaşıp uçmamışsa bütün umutlarıyla beraber gökyüzüne,artık vuslat zamanıdır,sevda dertlisiyle yürekle kucaklaşır.. Yürek,gurbetteki yolcusunu yıllardır bekleyen hancı gibidir.. Gözyaşına sinesini dostça açar,bilir dermanının yalnızca onda olduğunu.. Bütün kuytularına en kalın zincirlerle demir atmış sevdanın ağır yüklerini üzerinden atmak istiyordur artık.. ''Bu zincirlerin anahtarı sensin,kurtar beni''der gözyaşına.. Gözyaşı,yolculuğunun anlamını keşfetmenin verdiği güçle her limanını bildiği bir okyanusu dolaşan denizci edasıyla zincirleri açmaya başlar.. Hasreti serbest bırakır önce,bütün özlemler kaybolur.. Ardından tutkuya koşar,aşkın belini büker.. Sıra son zincirdedir.. Sevdanın ilk zinciri olan Aşka endişeyle yaklaşır gözyaşı.. O kadar derine yerleşmiştir ki aşk,zincirin kopması yüreğin ölümü demektir.. Birden ürperir..''Ölüm mü,sevda mı?''diye sorar yüreğe.. Yürek son kez cesurca seslenir gözyaşına.. ''Dünyanın adı yalan,sevdam gerçek olmuş ne çıkar?''... Mesajı Son Düzenleyen Kişi forsaken : 12-01-07 at 03:09. | |
| | |
| | #3 |
| Yaşadıklarımdan ögrendiğim bir şey var: Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne Denize saatlerce bakabilir,bir kuşa,bir çocuğa Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır Kopmaz kökler salmaktır oraya Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin İnsan bütün güzel muzikleri dinlemeli alabildiğine Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına İnsan balıklama dalmalı içine hayatın Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana Mesajı Son Düzenleyen Kişi forsaken : 12-01-07 at 03:09. | |
| | |
| | #4 |
| Bir zamanlar, büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten kralın 4 eşi varmış. Kral en çok dördüncü eşini severmiş, bir dediğini iki etmez her şeyin en iyisini, en güzelini ona verirmiş. Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edeceğinden korktuğu için, onu çok kıskanır, üzerine titrermiş. İkinci eşini de severmiş kral. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, kralın ne zaman bir derdi olsa daima onun yanında bulunur sorunun çözümünde ona destek verirmiş. Kraliçe olan birinci eşiymiş kralın. Onu en çok seven, karşılık beklemeden seven, sağlığına ve hükümdarlığına en büyük katkıyı sağlayan bu eşi olmasına rağmen, kral birinci eşini sevmezmiş ve onunla hiç ilgilenmezmiş. Bir gün kral ölümcül bir hastalığa yakalanmış. Yakında öleceğini anladığı ve öldükten sonra yapayalnız kalmaktan çok korktuğu için, eşlerinden hangisinin ölüm yalnızlığını kendisi ile paylaşmak isteyebileceğini öğrenmek istemiş. En çok sevdiği dördüncü eşine ölüm yolculuğunda kendisine eşlik etmek ister mi diye sorduğunda aldığı yanıt kalbine bıçak gibi saplanan kısa ve net "mümkün değil" olmuş... Hayatım boyunca seni sevdim. Sen benimle birlikte ölmeyi kabul eder misin sorusuna üçüncü eşi de "hayır hayat çok güzel. Sen ölünce ben yeniden evleneceğim" diye yanıt vermiş. Kral bir kez daha yıkılmış. Her sorunumda her zaman yanımda olan bana yardım eden sendin bu sorunumda da bana yardımcı olur musun talebine karşı ikinci eşinden; "bu sorunun için hiçbir şey yapamam, olsa olsa sana mezarına kadar eşlik eder, güzel bir cenaze töreni yaptırır ve yasını tutarım" karşılığını almış. Büyük bir hayal kırıklığı yaşamakta olan kral birinci eşinin sesi ile irkilmiş. "nereye gidersen git seninle olurum, seni takip ederim..." Ah diye inlemiş kral; "keşke bir şansım daha olsaydı..." Yaşamda Hepimiz 4 Eşliyiz Aslında; * Dördüncü eşimiz vücudumuz. Onun güzel görünmesi için ne kadar zaman, kaynak ve çaba harcarsak harcayalım öldüğümüzde bizi terk edecektir. * Üçüncü eşimiz sahip olduğumuz servetimiz ve statümüzdür. Ölür ölmez başkalarına yar olacaktır. * İkinci eş; ailemiz ve dostlarımızdır. Tüm sorunlarımızı paylaştığımız bu kişilerin en son yapabilecekleri şey bu dünyadan gözleri yaşlı bizi uğurlamak olacaktır. * Birinci eş ise ruhumuzdur. Bizimle gelir. UNUTMAYIN !... * Yediklerimiz değil, hazmettiklerimiz bizi güçlü kılar. * Kazandıklarımız değil, biriktirdiklerimiz bizi zengin yapar. * Okuduklarımız değil, hatırladıklarımız bizi bilgili yapar. * Başkalarına verdiğimiz öğütler değil, Bizzat uyguladıklarımız bizi insan yapar. | |
| | |
| | #5 |
| Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi.. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa da, evlenmeden önce sık sık birbirlerini çok sevdiklerine dair ne kadar da dil dökmüşlerdi. Ama şimdilerde, küçük bir söz, ufak bir hadise aralarında orta çaplı bir kavganın çıkmasına yetiyordu. Bir akşam oturup ilişkilerini gözden geçirmeye karar verdiler. Her ikisi de, boşanmayı istememekle beraber, işlerin böyle gitmeyeceğinin farkındaydılar. Erkek, "Aklıma bir fikir geldi" dedi. "Bahçeye bir ağaç dikelim ve eğer bu ağaç üç ay içinde kurursa boşanalım. Kurumaz da büyürse bunu bir daha aklımızdan geçirmeyelim. Bu süre içinde de ayrı ayrı odalarda kalalım." Bu ilginç fikir hanımının da hoşuna gitti. Ertesi gün gidip bir meyve fidanı aldılar ve birlikte bahçeye diktiler. Aradan bir ay geçti. Bir gece bahçede karşılatılar. Her ikisinin de elinde içi su dolu birer bidon vardı....;) Mesajı Son Düzenleyen Kişi forsaken : 12-01-07 at 03:10. | |
| | |
| | #6 |
| Ogrendim ki... Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsiniz. Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, Gerisini karsi tarafa birakirsiniz. Ogrendim ki... Guveni gelistirmek yillar aliyor, Yikmak bir dakika. ogrendim ki... Hayatinda nelere sahip oldugun degil Kiminle oldugun onemli. Ogrendim ki... Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mumkun Ama sonrasi icin bir seyler bilmek gerek. Ogrendim ki... Kendini en iyilerle kiyaslamak degil Kendi en iyinle kiyaslamak sonuc getirir. Ogrendim ki... Insanlarin basina ne geldigi degil O durumda ne yaptiklari onemli. Ogrendim ki... Ne kadar kucuk dilimlersen dilimle Her isin iki yuzu var. Ogrendim ki... Olmak istedigim insan olabilmem Cok vakit aliyor. Ogrendim ki... Karsilik vermek Dusunmekten cok daha basit. Ogrendim ki... Butun sevdiklerinle iyi ayrilman gerek Hangisi son gorusme olacak bilemiyorsun. Ogrendim ki... "Bittim" dedigin andan itibaren Pilinin bitmesine daha cok var. Ogrendim ki... Sen tepkilerini kontrol edemezsen Tepkilerin hayatini kontrol eder. Ogrendim ki... Kahraman dedigimiz insanlar Bir sey yapilmasi gerektiginde Yapilmasi gerekeni Sartlar ne olursa olsun yapanlar. Ogrendim ki... Affetmeyi ogrenmek deneyerek oluyor. Ogrendim ki... Bazi insanlar sizi cok seviyor Ama bunu nasil gosterecegini bilemiyor. Ogrendim ki... Ne kadar ilgi ve ihtimam gosterseniz Bazilari hic karsilik vermiyor. Ogrendim ki... Para ucuz bir basari. Ogrendim ki... En iyi arkadasla sikici an olmaz. Ogrendim ki... Dustugun anda seni tekmeleyecegini dusunduklerinden bazilari Kaldirmak icin elini uzatir. Ogrendim ki... Iki insan ayni seye bakip Tamamen farkli seyler gorebilir. Ogrendim ki... Asik olmanin ve aski yasamanin cok cesidi vardir. Ogrendim ki... He sartta kendisiyle durust kalanlar Daha uzun yol yuruyor." Ogrendim ki... Hic tanimadigin insanlar, iki saat icinde, senin hayatini degistirir. Ogrendim ki... Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatir. Ogrendim ki... Duvarda asili diplomalar Insani insan yapmaya yetmez. Ogrendim ki... Ask kelimesi ne kadar cok kullanilirsa, anlam yuku o kadar azalir. Ogrendim ki... Karsindakini kirmamak ve inanclarini savunmak arasinda cizginin nereden gectigini bulmak zor. Ogrendim ki... Gercek arkadaslar arasina mesafe girmez. Gercek asklarin da! Ogrendim ki... Tecrubenin kac yasgunu partisi yasadiginizla ilgisi yok, Ne tur deneyimler yasadiginizla var. Ogrendim ki... Aile hep insanin yaninda olmuyor. Akrabaniz olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve guven ogrenebiliyorsunuz. Aile her zaman biyolojik degil. Ogrendim ki... Ne kadar yakin olursa olsunlar En iyi arkadaslar da ara sira uzebilir. Onlari affetmek gerekir. Ogrendim ki... Bazen baskalarini affetmek yetmiyor. Bazen insanin kendisini affedebilmesi gerekiyor. Ogrendim ki... Yureginiz ne kadar kan aglarsa aglasin Dunya sizin icin donmesini durdurmuyor. Ogrendim ki... Sartlar ve olaylar, Kim oldugumuzu etkilemis olabilir. Ama ne oldugumuzdan kendimiz sorumluyuz. Ogrendim ki... Iki kisi munakasa ediyorsa, Bu birbirlerini sevmedikleri anlamina gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamina gelmez. Ogrendim ki... Her problem kendi icinde bir firsat saklar. Ve problem, firsatin yaninda cuce kalir. Ogrendim ki... Sevgiyi cabuk kaybediyorsun, pismanligin uzun yillar suruyor. Mesajı Son Düzenleyen Kişi forsaken : 12-01-07 at 03:10. | |
| | |
| | #7 |
| Niçin aşk? Nedir bu aşk denilen şey, elle tutulmaz gözle görülmez bir şeyse nedir bu yaşanan somut acılar,güzellikler? Tek başına aşkı tanımlamak her şeyden soyutlamak mümkün mü? Hayır ! Aşk bugünlerde bazılarına göre plastikten bile yeniden yapıldı.Dünyada yaşanan suniliğe doğru gidiş aşkın etrafını sardı. Nedir şu aşk...? Aşk hayatın bize hazırladığı en güzel sürprizdir, bu yüzden de kalpleri NE zaman ele geçireceği hiç belli değildir. Daha NE olduğunu bile anlayamadan onun hükümdarlığına giriverirsiniz. Aşk; en yalın biçimde anlatılan tek kavramdır o, adı kendisidir zaten. Onu anlatmak için sonu gelmez cümleler kurmanıza gerek yoktur, "Aşık oldum" dediğiniz an akan sular durur, küçücük çocuk bile sizi rahatlıkla anlayabilir, çünkü aşkın dili tektir. Aşkın zamanını biz ayarlayabilseydik eğer ve kime neden aşık olduğumuzu anlayabilseydik,aşkın sırrını DA çözerdik herhalde. Ama o zaman DA aşkın insanı alıp yasaküren büyüsü tamamen kaybolurdu. Aşk hayata karşı işlenen en güzel ve en doğru suç ortaklığıdır, aşk hayatın bütün tekdüzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette yaşanılan aşkı suçlamak ,yargılamak, karalamak, inkar etmek de aşka yakışık kalmaz. Bu önce haksızlık, kendinize saygısızlık olur. İnsan sonuna kadar savunmalı aşkını, karşılık görmese de, acı çekeceğini hissetse de, yarın terk edileceğini bilse de, ailesini karşısına alacağını bilse de taviz vermemeli aşkından, "Seni Seviyorum" diyebilmeli göğsünü gere gere. Aşk iste o zaman aşktır. Ve bunun doğrusu yanlışı yoktur, zaten aşkın kendisi doğrudur, kime karşı duyuluyorsa bu aşk, doğru insanda işte odur. Aşkın zamanı yoktur, hep hazırlıksız yakalar insanı. Evli olmanız, sevgilinizin olması, bir ayrılığın taze yaralarını kurutmaya çalışmanız,bağlılıktan korkmanız, ailenizden çekinmeniz, hatta sevilenin hapse girmesi bile onun hiç MI hiç umurunda değildir. İşte aşk bütün bunlara tek başınıza karşı gelebilme yürekliliğidir, belki de yeni hayata geçebilme yolu... Aşkın NE zaman gelebileceği belli olmadığı gibi, NE zaman gideceği de hiç belli değildir. Fazla vakti yoktur onun, uzun süre beklemeye ve bekletilmeye tahammülü de yoktur. Bir başka göze bakmaya, bir başka tene dokunmaya başlaması o kadar DA zor değildir...Aşktan değil, onun kaçmasından korkun ve doğruluğuna yanlışlığına bakmadan sonuna kadar savunun aşkınızı. Biliyor musunuz, hayat zaten kocaman bir yalan, bu kadar sahteliğin içinde gerçek ve doğru olan tek güzellik AŞK.!!. Lütfen ona haksızlık etmeyelim.. | |
| | |
| | #8 |
| Yüreğini Eline Alarak Çıkacaksın Bu Yola... seni sen yapan ne kaldı söyle ? beynin ! yüreğin ! düşüncelerin ! ideallerin ... gem vurmadığın ne kaldı ? düşüncelerini mi söyleyebiliyorsun özgürce, yoksa gelecekle ilgili mutlu hayaller mi kurabiliyorsun ? ya da beynini mi geliştirebiliyorsun. özgürce yaşayabiliyormusun sevdalarını. çılgınca haykırabiliyormusun sevdiğine "seni seviyorum" diye. hangisini yapabiliyorsun. söyle seni diğer insanlardan ayıran ne kaldı ? anlat bana; ayşeden, fatmadan, ahmetten, mehmetten farkını... ben farklıyım deme boşuna göster bana... yüreğini eline alarak çıkacaksın bu yola, beynini çöp sepetine atacaksın. bırak özgürce yaşasın kalbin aşklarını. evet belki kırılacaksın, üzüleceksin; ama sonra hatırlayacaksın geçirdiğin günleri. yaptığın çılgınlıklara sende şaşacaksın. güleceksin sevdiğini 1 saniye olsun görebilmek için yaptığın şeylere ( uydurduğun mazeretlere ). gülerken ürpereceksin, özleyeceksin o saf duygularını ve : keşke diyeceksin... keşke sunsaydım kalbimi sevgiliye. delice çırpınışlarını hatırlayacaksın yüreğinin, öpüşmelerindeki tadı dudaklarında hissedeceksin. sonra onu düşüneceksin ( hiç aklından çıkarmadığını hatırlayarak ) ama kesinlikle beynini katmayacaksın bu işe. aşkta mantık yoktur sevgili. mantık riskleri reddeder. ama her aşk bir risktir. "ya hep ya hiç" diyebileceksin. sonuna kadar gideceksin. sonunda uçurum olduğunu bile bile. yüreğini eline alarak çıkacaksın bu yola. yanında olduğunu o zaman göreceksin. ve hissedeceksin o zaman senin için çarpan yüreğin sesini, aşkın iki kişilik olduğunu öğreneceksin. Mesajı Son Düzenleyen Kişi forsaken : 12-01-07 at 03:12. | |
| | |
| | #9 |
| özlemek en uzun halini sunmaktır geceye zaman ilerledikçe birşeyleri ulaştıran ve ulaşanları dillendiren... kelimeler bazen anlamını kaybetmeye başlasada boşlukta o boşlukta özlem kök salmaya başlar işte o an'larda... sen varsın tüm düşlerimde göklerimde ve toprağımda... ve ikisi arasında ki herşeyde uçan kuşlarımın gözbebeklerinde imkansız düşler yıllara meydan okuyan bir çınarın gövdesinde derin izler mutlu bitmeyen aşklar adına... hüzün sokağının aşk acılı sakinlerdenim şimdi... gecenin kaçıncı yarısı? derin uykuda tüm yürekler uykusuz gözlerime inat gecenin bu vaktinde beni anlarcasına radyoda ki nağmeler pencerende eşsiz bir güzellik ay ve yakamoz... yıldızlar ise, her biri en vefalı dost bu geceme sen ise, denizin en derininde bir istiridyenin yüreğinde bilmem hisseder misin? uzaklarda bir yürekte özleniyorsun sen bilmeden, bilmeni beklemeden ve bilmeni istemeden... inkarla, inatla, "yalnızca arkadaşımsın" derken...! | |
| | |
| | #10 |
| Geçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor Neyi özlediğini, Kalbinin arzuladığı şeye kavuşmanın hayalini kurmaya cesaret edip etmediğini bilmek istiyorum Kaç yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor. Aşk için, hayallerin için, yaşıyor olma serüveni için Bir aptal gibi görünme riskini göze alıp almayacağını bilmek istiyorum. Ay'ının etrafında hangi gezegenlerin döndüğü beni ilgilendirmiyor. Kederinin merkezine dokunup dokunmadığını, Hayatın ihanetlerince açılıp açılmadığını, Daha fazla acı korkusundan kapanıp kapanmadığını bilmek istiyorum. Saklamaya, azaltmaya ya da düzeltmeye çalışmadan Benim ya da kendi acınla oturup oturamayacağını bilmek istiyorum. Benim ya da kendi neşenle olup olmıyacağını, İnsan olmanın sınırlılığını hatırlamadan, Bizi dikkatli ve gerçekci olmamız için uyarmadan Çılgınca dans edip çoşkunun seni parmak uçlarına kadar Doldurmasina izin verip vermeyeceğini bilmek istiyorum. Bana anlattığın hikayenin doğru olup olmadığı beni ilgilendirmiyor. Kendi kendine dürüst olmak için bir başkasını hayal kırıklığına uğratıp uğratmayacağını İhanetin suçlamasına dayanıp, kendi ruhuna ihanet edip etmiyecegini bilmek istiyorum. Güvenebilir yada güvenilebilir olup olmadığın beni ilgilendirmiyor, Her gün sevimli olmasa da güzelliği görüp görmeyeceğini bilmek istiyorum. Benim ve kendi hatalarınla yaşayıp yaşamayacağını; Bir gölün kenarında durup gümüş ay'a 'EVET! ' diye bağırıp bağırmayacağını bilmek istiyorum. Nerede yaşadığın ya da ne kadar paran olduğu beni ilgilendirmiyor, Keder ve umutsuzlukla geçen bir gecenin ardından, yorgun, bitap da olsan, Çocuklar için yapılması gerekenleri yapıp yapmayacağını bilmek istiyorum. Kim olduğun, buraya nasıl geldiğin beni ilgilendirmiyor. Çekinmeden benimle ateşin ortasında durup durmayacağını bilmek istiyorum. Nerede, kiminle, ne okuduğun beni ilgilendirmiyor. Diğer herşey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne oldugunu bilmek istiyorum. Kendinle yalnız kalıp kalmadığını, ve o boş anlarda sana arkadaşlık eden, KENDİNİ gerçekten sevip sevmedigini bilmek istiyorum. | |
| | |
| | #11 |
| KLİNİKTE oldukça yoğun bir sabahtı... Saat 08:30'da, tahminen seksen yaşlarında bir adam başparmağındaki dikişleri aldırmak üzere içeri girdi. Çok acele davranması gerektiğini, saat tam 9:00'da bir randevusu olduğunu söyledi. Kendisiyle ilgilenecek olan doktorun yokluğu büsbütün telaşa vermişti onu. Heyecanını hissettim ve kendisine, oturmasını söyledim. Çünkü tedavisinin bitmesi ve onun birisini görmesi en azından bir saat sürerdi. Saatine baktığını görünce, başka bir hastam da olmadığı için yarası ile ben meşgul oldum. Tetkik ettiğimde, yaranın çok güzel iyileştiğini görünce doktorlardan birisine bantları açmasını ve yeniden sarmasını söyledim. Yaranın tedavisi esnasında konuşmaya başladık. Bu kadar acelesi olduğuna göre, bu sabah bir doktorla randevusu olup olmadığını sordum. Bana, "Hayır..." dedei. Bakımevine gidip, eşi ile kahvaltı etmek için acelesi olduğunu söyledi. "Eşinizin sıhhati nasıl?" dediğimde bana: "Orada uzun bir süredir kalıyor. Alzheimer hastalığının bir kurbanı.." dedi. Konuşurken yarasını da sarmış oldum ve karısı onu beklerken biraz da geç olmasından dolayı, "Eşiniz endişe duyar mı? dediğimde, "Beş seneden beri benim kim olduğumu bilmiyor yani beni tanımıyor" dedi. Şaşırmıştım. "Sizi tanımadığı halde, yine de her sabah onu görmeye mi gidiyorsunuz?" derken, elimi okşayarak gülümsedi. "O beni tanımıyor ama ben halen onun kim olduğunu biliyorum...." | |
| | |
| | #12 |
| Sevgilim bil ki senden uzak ne güzellikleri avutur beni bu şehrin, ne de yıldızlı aksamları!... özlemin bir nehir olmuş yarar girer içimde ki dağları!... Seni sevdiğim kadar yaşasaydım,ölümsüz olurdum.... "Sen hala sonsuzluğun yüzünde bir damla gözyaşısın..." Biliyordum,seni seviyorum derken yeni bir alfabe keşfettiğimi,kimsenin okuma yazma bilmediği bir kentte... Fırlatmıştım kalbimi uzağa,en uzağa.Denk gelirde rastlar diye bir yıldıza...Yanılıp susturdum,ağrımın çağrısını,çagrimin köhnemiş ağrısını... Oysa kim bilir ki ,yanağımda yangınlardan çok önce o yarin bıraktığı öpüş izi var... Yüreğimde anılardan kalan bin düş izi var... Kanmadım aynalara sana kandığım kadar...içimde bir boşluk sana yandığım kadar.. Bir çift yeşil göz yüzünden içimde bir sonbahar acıyor; öyle acıyor ki, acılar acısız kalıyor, mevsimler üstüme devriliyor,kışlar kışsız kalıyor... Paslı bir yalnızlıktı avuçlarımda...Ardımda bir yürek yükü rüzgar...Ne zaman sevmeye koyulsam,doğrulup çoğaldı ayrılıklar Seni sildiğimde, anılar defterinden,biliyordum söküp attığımı hayatımın yarısını.... | |
| | |
| | #13 |
| çok güzelll bir yazı Teşekkürler. | |
| | |
| | #14 |
| Kim olduğun, buraya nasıl geldiğin beni ilgilendirmiyor. Çekinmeden benimle ateşin ortasında durup durmayacağını bilmek istiyorum. eline saglık.. | |
| | |
| | #15 |
| Hep bir şeyleri özlüyorum ama nedeni bilmeden, kimi özlediğimi bilmeden… Özlemek bu kadar kolaysa neden özlemeyi seviyor insan?? O değil midir zor olanı seven, hep onun peşinde koşan?? Hayat böyledir işte hep bir çatışma içindedir yaşattıklarıyla ve düşündürdükleriyle… Zor olan şeyi istetir bize ama asıl mutluluk belki kolay olanın içine saklanmıştır biz farkında olmadan… Çoğu zaman en yakınımızdadır ama biz onu ya kolay olduğu için istemeyiz ya da zoru ararken onun varlığından bile haberdar olamayız, ama asıl mutlu edecek olan o’dur aslında… İşte gerçek mutluluk: herkes için kolay görülen ama kolay olduğu için çok yakınından geçip gitmesi seyredilen, kimsenin zamanında değerini bilmediği ama günün birinde sadece bunun için yaşanılacak olan ve asıl önemlisi her şeyiyle içindeki boşluğu doldurabilecek kadar büsbüyük olması…çünkü mutluysan zaten her şey senindir,herkes seni seviyordur, sen herkesi seviyorsundur, her şey sana çok güzel geliyordur, bütün istediğin her şey SEN’sindir aslında!!! | |
| | |
| Sık Kullanılanlar ( Sayfayı buradan sık kullanılanlara ekleyebilirsiniz ) |
| Konu Araçları | |
| |
Edebiyat Bölümü kategorisi altındaki Dök Yüreğini Rahatla forumunun █ Forsaken'in Not Defteri █ |Öyküler - Şiirler - Yazılar| konusunu incelemektesiniz. -------------------------------------------
Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim....
Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını,kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim....
Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim....
Gözlerime baktığında ... mesajının devamı... |
| | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| █ █ █ idoAslan Günün Eğlencesi█ █ █ Fb'li Spiker-Gs'li Spiker Maç Anlatırsa Kop Kop:D | Døή CøяŁeøήe | IdoAslan Muhabbet,Sohbet,Oyun | 150 | 01-11-08 02:13 |
| █████████ Kırık Link Bildir REp Kazan █████████ | Security | Turk Adult Resimler | 11 | 11-02-08 01:36 |
| █████████ Kırık Link Bildir REp Kazan █████████ | Security | Türk Adult Download | 50 | 30-01-08 18:46 |
| ██ █Herkes Imzasina Yada Avatarina Bunun Gibi Bişeyler Eklesin!!█ ██ | FuTBoLiGaN | Çöp Kutusu ve Kapalı Bölümler | 28 | 24-04-06 02:52 |