| ido-forum.COM Mail Adresi Mail Kayıt
Mail Giriş Hem Ücretsiz Hem de Hotmail-MSN Destekli! ![]() |
| |||||||
| Üye Ol | Forum Kuralları | Albümler | Gruplar | Oyun Parkı | Arama | Bugün Gönderilenler | Forumları Okundu İşaretle |
| Duyurular - Uyarılar - Haberler |
Edebiyat Bölümü kategorisi altındaki Dök Yüreğini Rahatla forumunun █ Forsaken'in Not Defteri █ |Öyküler - Şiirler - Yazılar| konusunu incelemektesiniz. -------------------------------------------
İçimde uçsuz bucaksın bir karanlık var
Ve ben o karanlığın en uzak noktasında,
Sadece gözlerinin ışıltısını görüyorum.
Her fırsatta koşmak istiyorum sana
Ama ayaklarımda anlayamadığım bir yorgunluk.
Düşüp düşüp ... mesajının devamı... |
| | LinkBack | Konu Araçları |
| | #61 |
|
-------------------------------------------
İçimde uçsuz bucaksın bir karanlık var Ve ben o karanlığın en uzak noktasında, Sadece gözlerinin ışıltısını görüyorum. Her fırsatta koşmak istiyorum sana Ama ayaklarımda anlayamadığım bir yorgunluk. Düşüp düşüp kanatıyorum dizlerimi. Sen hep ulaşılamaz kalacaksın, Ben hep o karanlıklarda sana hasret. Hiç seni sevdiğimi bilemeden sarılacaksın sevdiğine Ve hiç dudakların hissetmeyecek Seni her gece usulca öptüğümü. Oysa Hiç sevmem karanlıkları, Seni benim gibi gizli gizli sevenleri de. Sen bende masumsun Bir başka sevdanın yalancı koynunda tebessüm etmemeli yüzün. O küçük bildiğim ellerini sıkmamalı başka bir el Ve düşündüğün hep ben olmalıyım. Yoksa ne değeri kalırdı sana olan aşkımın? Söyle bu kaçış neden? Yarım kalan aşkların hüznü mü seni mutsuz eden? Yoksa kabul olmayan bir duan mı dudaklarında mırıldandığın? Söyle, susma yoksa bu suskunluk seni benden edecek. Oysa hep mutlu ol istiyorum Benim olmadığım yerlerde beni düşünerek. Sen uykuların en derininde olduğun vakitlerde Rüzgârlarla geleceğim beni fark etmeyeceğin pencerene. Mutlu olduğumu sandığım vakitlerde Hep bir hüzünsün zavallı yüreğimde Ve hep bir eksiklik olacak ellerine hasret ellerimde. Sen mutluluk rolünü oynarken Ben hep seni seyredeceğim Sahilden bakıp uçsuz bucaksız denize. Sevgi bazen çift taraflı işkence, Neden acıtır ki insan sevdiğini hiç olmadık nedenlerle? Aslında mutluluk yok biliyorum senin olmadığın şehirlerde. Bu yüzden mutsuzluğu yaşıyorum kokunu duymadığım sahillerde. Senden bir başkasında tadamayacağım mutluluğu Ve beklemeyeceğim başka bir selam hiç kimseden. Senin dudaklarından çıkmayan Hiç bir kelime önemli değil inan. Bir gün daha bitti sensizliğin sokaklarında başıboş, Ellerim,ahh zavallı ellerim cebimde, Ellerine hasret,çaresiz şimdi. Düşlediğim her şeyin kahramanısın sen, Evimizde neşeyle gezmelerin Sarılmaların ansızın olmadık anlarda. Gecenin olmadık vakitlerinde uyanıp Uyuduğun ve melekleri görmüş gibi tebessüm etmelerini İzledim. Ve mutlu oldum Düşlerden her uyanışımda Acaba ne düşünüyorsun uyurken? Neleri hayal ediyorsun? Oysa ben uykusuz ve yorgun gözlerimle Duvarlara defalarca gözlerini çiziyor Ve onlarla sohbet ediyorum bilmiyorsun? Sana düşlerden bir aşk yarattım İçinde hep birlikte olacağımız. Ama ne yazık Her uyanışımızda bir birimizi yanımızda bulamayacağız. Olsun, sevmek seni zaten yokluğunda da sevmekti. Ve hiç şikayet etmedim Ben sende anlam kazandım Yanımda olamasan da, Bakamasam da hiç rengini bilmediğim gözlerine. Ahh o gözlerin! Biliyorum yakacak bedenimi her gece.. Çocukların gözlerinde ışıltıydın sen, Sen masum bir prensestin beyaz atlı prensini bekleyen. Ama ben ne bir ata sahip olabileceğim sana gelmek için Ne de sana yürüyerek gelebileceğim. Biliyorum Ben senin yokluğunda hep varlığını özleyeceğim Dur! Biraz daha yanımda kal, Yanımda varlığına sarılayım. Gitme! Gitme ki ellerime söz dinleteyim. Yüreğimin sesine dayanamıyorum Sen giderken haykırırcasına arkandan seslenişine gitmeeeeee Sen sağır, yüreğin sağır. Hiç bakmadan gidiyorsun bensizliğe. Gidişin acı veriyor düşlerde bile. Sen, yorulduğunda aşklardan Ve yalnız hissettiğinde kendini sakın korkma Sadece gözlerini kapat ve beni düşün, Göreceksin yalnızlığının usulca seni terk ettiğini. Yüreğimde sana ait bir yer var Kimsenin bilmediği Ve kapısında taştan duvarlar ne zaman ki beni düşünürsün. Depremler olur yıkılır tüm duvarlar. Avuçlarıma bak ve anla Senin varlığınla terlemek istediklerini. Ve dudaklarıma bak sonra, Hiç öpmediğin öpemeyeceğin hayallerle kuruduğunda. Ne avuçlarıma bakacaksın Ne dudaklarıma Ne yazık yüzü bedeni olmayan bir aşkı satırlarda bırakacağız. Unuttun beni Biliyorum unuttun, Yine sevdalara dalmış olmalısın, Olsun bir gün, nasılsa bir gün Anlayacaksın gerçek aşkın tuttuğun ellerde değil de Benim hüzünlü aşk şiirlerimde olduğunu. Seni sevmek için acelem yok. Ben bir ömre sığdırdım seni Acı ve hüzün zaten adım benim. Daha ne kadar acı çekebilirim? Zaten uzaktan sevmek sadece niyetim. Sen kimsin ben kimim boş ver bilinmesin Hiç bu kadar yanmamıştı İçimdeki sana ait yüreğim kor akşamlarda Ve hiç bu kadar gözyaşı dökmemiştim dilsiz duvarlara bakıp Sen, ben ve imkânsız bir vuslat, Hiç bu kadar acıtmamıştı canımı. Söyle, şimdi, şu an, nerdesin? Seni severken Bu aşk Nereye varacak diye hiç düşünmedim. Düşünseydim zaten sevemezdim | |
| | |
| | #62 |
| SEVGİ Sevgi seni istedi mi bulur... Zamanı vardır... Asla değiştiremeyeceğin şeyler için üzülme.. Değiştirebileceğin ama istediğin halde değiştiremediğin şeyler için mutsuz ol veya ağla.. Asla bir daha sevmeyeceğim deme.. mahcup olursun.. Asla sevgiyi arama çünkü sen aradıkça o saklanır kapı arkalarına.. Sevgi seni istedi mi bulur.. Zamanı vardır..Tıpkı baharı ,kışın arasan da bulamayacağın gibi... yada bulsan da asla onun gerçek bir bahar olmadığını kabul etmek zorunda olacağın gibi ..O bulduğun sadece bir aldanmışlıktır.. Aldanırsan, tıpkı kış ortasında çiçek açan erik ağaçlarına dönersin.. Kışın ortasında sevinçten çiçek açarsın..Kış gerçek yüzünü gösterince de donarsın; anlarsın ki yaşadığın bahar kış ortasında yaşanan yalancı bir baharmış.... Erik ağacı gibi donarsın o zaman ve o yaz boşa geçer.. Meyvesiz, kimsesiz.. Sevgi aranmaz.. Sevgi istedi mi seni bulur... Hiç ummadığın bir anda arkanda beliren bir dost olur bu bazen.. Otobüs durağında ensende hissettiğin bir nefes alır götürür seni sevgiye.. Bir tesadüf sana sevgiyi taşır..Sen sevgiyi aramamışsındır.. Tıpkı gecikse de gelen ve geleceğinden emin olduğun bahar gibi.......Tıpkı bir sabah kalktığında baharın pürüzsüz yüzü ile karşılaşman gibi bulmuştur seni sevgi......... Sevgiyi kaybederken de cesur olmalısın.. Yüreğin dolu olmalı sabır ve güçle.. her kaybedilen kazanılan bir derstir zaten.. Sevgi çok şey öğretir severken ve kaybederken.. Sevgiyi kaybederken aslında onu hiç kaybetmek istemediğini öğrenirsin.. Sevgiyi kaybederken, onu kaybetmenin, bulmak kadar güç olmadığını ama acısına katlanmanın ne güç olduğunu öğrenirsin.. Sahipken sevgiye hep yanında olacakmış gibi onu hoyratça harcamışsındır.. Kaybettiğinde ise her an yanında olacağına inanmakla ne büyük yanlış yaptığını anlarsın..Ve bir dahaki sevginde daha temkinlisindir.. Hem severken,hem kaybederken.. Bir önceki sevgi öğretmiştir bunu sana.. Her kayıp bir derstir almam gereken.. Çünkü hiçbir sevgi tek başına var olamaz.. Ayrılamaz daha öncekilerden... | |
| | |
| | #63 |
| Senin olmadığın bir şehirde... Yangını olmadığın bir kalpte... Nefesi olmadığın bir bedende... Hayat devam ediyor !!! Sadece yasadığından ve yaşattığından ibarettir hayat !!! Her biten gün basliyacak yeni bir günün habercisidir ! Tıpkı sevdalar gibi... Biri gelir...Biri gider... Gelen gideni aratır derler ama ...Gelen gidenden daha yürekli çıkar !!! Ben güneşi umutla uğurluyorum ki geceye,umutlarımla tekrar doğsun diye !!! Seni gözyaslarimla birlikte akan nefretimle uğurladım! Her damlada hak etmedigin beni ve benliğimi senden geri alabileyim diye !!!! Bir daha dönme diye....... Dönmeyi düşünme diye....... Döndüğünde beni değil nefrete susamış gözlerimi göreceğini bil diye....... Kavra...düşünme...niye diye sorma diye.... Bedenim sensizde nefes alacak !!!!! Dünya sensizde dönecek ...dönecek unutma !!! Ve yüreğine...ellerine...gözlerine söylüyorum dinle... *n.e.f.r.e.t.i.m.s.i.n* Oysa ki..... *n.e.f.e.s.i.m.d.i.n !!!!* | |
| | |
| | #64 |
| Hayat budur... Yorulmuş bir kalbin son çırpınışları, Yeşermiş bir dalın çiçeksiz kalışı; Ya da masum bir çiçeğin boyun büküşü toprağın koynunda, 'Acımasız yağmurların tokatlarıyla düşürülüp dalından...' Oysa çiçek yağmura muhtaç; Yağmur çiçekte yağmurdur... *** Islanmak isterken yağmurlarında, Bilemezdim üşüyeceğimi, Kapı eşiğinden süzülen sinsi bir rüzgarın sarmalayışıyla... Güneş göz kırparken gökyüzünden, Bulutlara karşı yorgun kalışının, Masum kalışının zayıflığıyla... Oysa sen bir yağmurdun dallarımda, Sen bir öpücüktün yağmurun dudağında, Ayazlardan dolu peydahlayana kadar... Meyve vermeye gebe kollarıma vurup, Hoyrat bir tokatla düşürünceye kadar, Meyveye bebek bir çiçeği, Islattığın toprağın çamur yüreğine... *** Hayat budur... Yorulmuş bir dalın çiçeksiz kalışıdır... Meyvelerimi toplamaya gelişlerinde, Umarsız küfredişlerindir kısırlığıma, Beni çırılçıplak soyan yağmurlarına aldırmadan... İşte! Hayat budur.. Hayat, Çiçeksiz bırakışlarındır, Yağmurlarına yüz verip de, Dallarımı tokatlayışlarındır, Sensiz uyandığım her gecenin sabahında... | |
| | |
| | #65 |
| Bu gece son defa agliyorum senin için, uzun zamandir ilk kez ama bu defa farkli, seni silmek için kalbimden, son kirintilari son senleri atmak için kalbimden. Yalniz kalmak istiyorum kalbimle, ona tekrar bakarken seni hissetmek, seni görüp, sana dokunmak yani aci çekmek istemiyorum artik. Birgün karsima yine çikacaksin biliyorum bir gün yine üzmek isteyeceksin beni, ama bu sefer farkli olacak, çünkü içimde sen olmayacaksin. Bu gece son defa agliyorum senin için gözlerimden akan sey yas degil aslinda, sensin. Tek tek dökülüyorsun gözlerimden parça parça çikiyorsun bu gece. Kalbimi tekrar istiyorum çünkü Ona yeni bir sahip buldum. Belki üzüleceksin bilmiyorum çünkü sen herseye ragmen bencilsin ve düsünüyorsun beni gizlice. Karsima çikmaktan nasil korkuyorsun, benim sesimi duymaktan. Benimle konusurken neden titriyor sesin ? Neden uzak duruyorsun benden ? sen bilmesen de ben biliyorum güzelim çünkü sevinmemden korkuyorsun kendince, ama yaniliyorsun bunu bil artik sevinç yok senin adina çünkü senin adinda yok kalbimde. Senin için son defa agliyorum bu gece ilk defa içimde açan bir günesle. uzun bir kisti zorlandim ama, gördügüm bir bahar biliyorum, dokunuyorum ona isiniyorum artik. Bunun zamani gelmisti biliyorum bu defa yanilmiyorum, yanilmiyorum çünkü görüyorum uzak tepelerdeki çiçekleri inceden kokulari çaliniyor burnuma, kokluyorum ve bunu herseyden çok seviyorum. Senin için son defa agliyorum bu gece içimde kalbime gözlerini açan çok güzel bir bebekle. Artik ölmüs senin küllerini atmanin vakti gelmis, bak iste son damla da düstü gözümden artik seni sevmiyorum.. | |
| | |
| | #66 |
| Sevgilim, Sana sevgilim diyorum. Ayrılık da sevdaya dahil Ayrılanlar hala sevgili Dediği gibi İlhan'ın. Sevgilim, sana sevgilim diyorum, bir daha hiç demeyeceğim içindir belki. Ayrılmamız neyi değiştirecek, ayrılık yüreğimden silip atabilir mi seni derdin. Kimbilir.. Bu sana son yazışım. Sözcüklere yüklemeye çalıştığım duygularım, beyaz kağıtların keskin kenarlarıyla nasıl da parçalanıyor böyle. İlk kez yazmak böyle zor, anlatmak bu kadar olanaksız. İçimde çağıldayan herşeyin, sana doğru aktığını duyupta bunu anlatamamak.. Ne acı. Oysa, seni her düşündüğümde, sesim, zamanın ve mekanın olmadığı görünmeyen ince ipeksi bir yolda ilerleyip kulaklarına akmadı mı. Her düşündüğümde seni, yapmam gereken sadece izlemekti. Ruhumun sana akışı, o hızlı ama bir o kadar yavaş, delice ama bir o kadar sakin, coşkuyla ama nasıl huzurlu bir çağlamaydı onların hepsi. Hemen duyardın, büyük kalabalıklarda, iki kişilik yalnızlıklarda, yada gözlerin maviliklere kilitlenmiş.. Duyardın. Hala duyuyorsun. Şimdi, şuan, seninle konuşurken, ruhunda geziniyorum yine. Baktığın yerden uzaklaşan bakışlarını, o kimselere hissettirmediğin bir anlık dalgınlığı, sadece anın yakaladığı o ince sızıyı.. Kapa gözlerini.. Sen hep duyacak mısın beni, ben hep anlatacak mıyım. Bilmiyorum. Ama, madem ayrılanlar hala sevgili, ayrılanlar hala sevdalı, bu ayrılıkta bitmeli.. Ayrılık.. Ne çok korkardık bu sözcüğe yüklenen anlamdan. Oysa şimdi anlıyorum ki, ayrılığın kendisi değil, ayrılmakmış asıl zor olan. Ayrılmayı başarana kadar yaşanılanlar, o kanatan acıtan korkulu bekleyişler.. O kopuşu yaşamak, artık başka biri değil, sen olan o varlığı olduğu yerden çıkarmaya çalışmak, ağlayarak git artık içimden diyebilmek, ama daha derken pişman olup hayır kal ne olur diye yalvarmak.. Ne kadar zordu mabel.. Öyle içimdeydin ki, seni ordan çıkarmak kendimi paramparça etmek demekti. Ayrılık.. O kanlı zafer.. Şimdi paylaştığımız işte bu. İçimizde o boşluğun büyük acısı yüzümüzde birbirimizin kanı var hala.. Sevgilim, Sevgilim diyorum son kez sana. Bir daha demiyeceğimdendir bu, ve bir daha yazmayacağımdan. Ayrılık da bitmeli.. | |
| | |
| | #67 |
| Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne Tuttum, ta içime oturttum seni Aldım, okşadım saçlarını, öptüm İçtim yudum yudum güzelliğini Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette Bendeydi özlemlerin en korkuncu Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan, Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim Biri vardı ağlayan; gecelerce Biri vardı sana tutkun; o bendim Ben seni sevdim mi? Sevdim, en büyük En solmayan güller açtı içimde Ömrümü değerli kılan bir şeydin Sen benim bozbulanık gençliğimde Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya Bir çizgiye vardım seninle beraber Ve bir gün orada yitirdim seni Ben seni sevdim mi? Sevdim, Ya sen beni? | |
| | |
| | #68 |
| Aglamak icin gözden yas mi akmali? Dudaklar gülerken, insan aglayamaz mi? Sevmek icin güzele mi bakmali? Cirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi baglayamaz mi? Hasret; özlenenden uzak mi kalmaktir? Özlenen yakindayken hicran duyulamaz mi? Hirsizlik; para, malmi calmaktir? Saadet calmak, hirsizlik olamaz mi? Solmasi icin gülü dalindan mi koparmali? Pembe bir gonca iken gül dalinda solmaz mi? Öldürmek icin silah, hancer mi olmali? Saclar bag, gözler silah, gülüs, kursun olamaz mi? Mesajı Son Düzenleyen Kişi forsaken : 16-10-06 at 23:14. | |
| | |
| | #69 |
| Aşk insanı yaşama bağlayan Aşık olan nedense hesabı hep zaman Gözlerinde bir gülümseme Nedense aşık olunca kısalıyor zaman Bitmesin diyorsun geceyi Bir bakmışsın gün ağarmış Bir küçük kaçamak yapmaya kalksan Hemen akşam haydi Güneş batmış Nedendir bilinmez Sevip seviliyorsan zaman kısalmış Ya birde sevilmeden sevmişsen benim gibi Geçmiyor zaman işin Allah'a kalmış Sesini duymuyor, gözlerine bakmıyorsa sevdiğin Yemin ederim artık hayatın kararmış Birgün bir asır, farkına varmassın Acılar içinde simsiyah saçların ağarmış Aşk vazgeçilmez bir duygu Ne mekan, ne zaman tanımazmış Yıkılıp sürünsende hep yerlerde Kalktığında yeniden başlarmış | |
| | |
| | #70 |
| Hiç oldu mu sana da böyle? Eğer yasadıysan, bana yardim et... Ne olur.. İçimde koskoca bir çark var sanki..Tam göğsümde.. Durduramadığım... Bazen hızlanan, bazen yavaşlayan, hiç ama hiç durmayan... Canim yanıyor.. O döndükçe.. Sanki çevresindeki her bir şeyi koparıp yasakürüyor.. Beni, içimi parçalıyor... Nedenini bilemediğim bir şekilde parça parça içime yayılıyorum... Üşüyorum, İçimde bir uçurum var sanki... sonunu göremediğim.. Sanki her şeyin saçmalığını almışım da içime, Sanki dünyadaki her şeyin en uç noktası gelip sığmış da içime, Bana yer kalmamış... Çıkmak istiyorum... Herşey bitsin istiyorum, Ne varsa olan... En çok da neyi düşünüyorum biliyormuşsun? Öyle bir şey yazmalıyım ki, öyle bir şekilde anlatmalıyım ki yasadıklarımı, kağıda döküldüğünde teker teker bitsinler.. Teker teker yok olup huzurumu geri getirsinler... Ama olmuyor iste.. Yazamıyorum.. Her yazının sonunda koskoca bir boşluk görüyorum kağıtta.. Bütün yazılarım siliniyor, içindeki hersey gelip yine içime yerleşiyor.. Çarkım dönmeye başlıyor... Uçurumum derinleşiyor... Biliyor musun, ağlayasım var.. Ama onu bile yapamıyorum alıntıdır | |
| | |
| | #71 |
| BıÇaK YaRaSı SuSKuNLuGuMTuTKuNLuGuM AşK'a DeGiL... BaŞ KaLDıRıŞIM GöLGeLeRDe ŞiMDi uÇuRuMLaR BiR YaNıLGı... SaNıLDıGI GiBi aGLaYaMıYoR iNSaN KaLaNLaR CaN KıRıKLaRı... SuSKuNuM Bu YuZDeN, Ve SuSKuNLuGuM BıÇaK YaRaSı... | |
| | |
| | #72 |
| Hazirim Gİtmene HAZIRIM GİTMENE suyun bir kayayı işlemesi gibi, yavaş yavaş oldu yüreğime yerleşmen... farkedemedim... kimbilir belki farketseydim, engel olurdum içimde bu denli büyük bir boşluk bırakmana... aklına koyduğunu yaparsın biliyorum ve şimdi gitmek var aklında... yapacaksın bunuda... hazırım gitmene korur beni kuşandığım acılar... elimden başka birşey gelmiyor, git! henüz hayal kırığına sigorta yapmıyorlar... beni iyi hatırla diyorsun, allah aşkına başka seçenek mi var? bir meleğe aşığım ben bir meleği kim kötü hatırlar? acı olgunlaştırır derler insanı demek bunları yaşamış olgun insanlar hiç pişman değilim, hoş olsam neye yarar... keşkesi yok ki bu işin yoksa sen aşık olmazmıydın sanıyordun, kendini benim gözlerimle görebilseydin ... Erhan Tugcu | |
| | |
| | #73 |
| gayesiz yaşayışlara inat GAYESİZ YAŞAYILARA İNAT……. Amaçsızlığın ötesine geçememiş nice hayat var. Ya da en kısır amaçlar eksenine gömülmüş niceleri… var oluş gayesinin temel kıvrımlarında ahenksiz bir yaşantı süren bir yığın hayat. Amaç, gaye perspektifel bakış açısıyla hayata bağlasa da asıl itibariyle kurgusal bir yığın paradigmanın esaretinden kurtulamayışların canhıraş ettiği sinelerde oluşan yaralanmalardan arta kalan bir hayatın kapısının dahi dışına çıkmamaya mahkum eder. Gayesiz yaşamlar, tıpkı yıldıza bakıp ta görebildiklerimizi özümsemeye benzer. Tıpkı göründüğü gibi bir soğukluk. Oysa bir öz var tüm olgular da ve doğanın bizzat bağrında. Yıldızın soğukluğu gibi bir özümseyiş hasıl olsa da özünde o uzak güneşlerin ısılarıyla hayat bir nebzede daha metabolizmik yaşayışa elverişli hal almakta, o uzak güneşlerin ışıkları sayesinde gözler biyolojik anlamda yüklendikleri işlevlerini bir nebze daha icra edebilmekte. Her bir gözle görüleni sonsuzlıuğun gözler önündeki simgesi aslında. Algılarımızın, düşüncelerimizin, tahayyül sınırlarımızın yetersizliği karşısında ki kaçışımızın, ve anlam veremediğimizin, acziyetimizin göstergeleri her biri. Hoşsohbet insanların bulunduğu bir ortamda, loş ışıkların fonatiğini oluşturduğu bir mekanın, ruhu okşayan bir müzikten mahrum oluşu misalidir. Gayesizlik… Amaçlar, gayeler mümkün kılmakta ümidimizi ve ümit var oluşumuz bağlamakta hayata. Bedensel bir bağlanmışlık değil öz, ruhumuzun hayatın dallarından en zayıfına dahi olsa bağlı kalabilme çabalarının oluşumu bu. Yaşayış sürecimize yön veren hayatımıza, bir nebze de yaşadıklarımızın heykeltıraşlığı şekillendirmekte ve bu şekilsel oluşlar yenilerini üretmekte, umut ışığı kararmaya yüz tutmuş hatta sönmesi an meselesi bir insanın hayata bağlanma eylimine şevk vermektedir. Ümit var olmanın da bir neden eksenin de yaşamayla direk münasebeti göz önünde bulundurulursa olayın ehemmiyeti ve amaçsızlığın ortaya sürdüğü vehametin anlaşılması kaçınılmaz boyutlar almaktadır. Düşüş evresinin öncü mide sendromlarını yaşamakta idik. Üstelik bu kez mamiyle aynı döneme denk gelmişti bu evre. Pek nadir bu tür denk gelişler olurdu. Ve olduğunda da pek kan akar, acımız iyice azardı. Bu gece dağıtmak istiyorduk ikimizde. Tüm kontrol çabalarımızın ve elimizde tutmaya çalıştığımız iplerin kısa süreliğine de ols a bırakılma zamanı ilan etmiştik bu geceyi. Tıpkı ölüme mahkum bir insanın ölmeden önceki son dakikalarına yapmayı düşündüğü her şeyi sığdırmak isteyişi gibi, tüm kontrolsüzlüğümüzü bu geceye sığdırmak istiyorduk. Az kalmıştı belki de çıkması zor diplere dalışımıza. Az kalmıştı sessizliğe ve kendimize gömülüşümüze. Çok az….. Çok çabuk yoruluyor, çok çabuk tükeniyorduk. Beynimiz düşünce denizinde akıntıya karşı attığı kulaçlar nedeniyle, diğer insanlara nazaran daha çabuk yoruluyor, doluyor ve algılayamayış evreleri içine erken dalışlara geçiyordu. Gözlerimiz gördüklerinden c ötürü artık kusmaktan başka bir eylem göstermiyordu. Rutin bir yaşayışa sahip değildik belki ama rutin yapılacaklarımız vardı ve yapma zamanı yaklaşmıştı. Veron… lakabının nerden ve nasıl geldiğini, kimin koyduğunu, gerçek ismi hakkında en küçük bir bilgi kırıntısına dahi sahip olmadığımız ve bunun yanında ihtiyaç duymadığımız insan. Veron… görülmesi muhtemel en erken bitmişlerdendi. Kendisi yürünmesi gereken yolarda dahi koşarak ilerlemekten dolayı ciğerlerini ve kan dolaşımı ile birlikte bu dolaşıma gebe tüm organlarını normal temposunun kat be kat fazla çalıştırmasına münhasır erken bitmişti. Gözleri olması gerekenden fazla açık kalmışlığın ve görmüşlüğün raddelerine dayanmışlığın getirisi kapanmaya meyleder hale gelmişti.ona dair hatırladığım ve bu adamın ölürken bile yapacağına inandığım tek şey belki de içtiği biraydı. Adeta kanıksamışlığıyla içerdi susuzluğunu ve bu olası durumu Sarhoş oluşuyla süslerdi. Veron… rotasını hiç bulamamışlığın verdiği rotasızlık yetisiyle ilerlerdi etrafına çarpışlarının yarattığı sendelemelerle. Yolunu kaybetmesi söz konusu değildi zira bulması gereken bir yolu ve gitmesi gereken bir hedefi mevcut değildi. İşte bitmiş bir insan portresi duruyordu karşımızda olanca canlılığıyla. Mami sayesinde tanımıştım veron’u. Bir dönemine dair nadir insanlardandı mami’nin hayatında. Sadıktı eski dostuna tıpkı elindeki şişeyi dolduran biraya olduğu gibi. İkisini de bırakacak gibi değildi. Bira ve mami hayatındaki bir kaç anlamsal kelimeydi. Onu gördükçe hep şu soru takılırdı aklıma. Acaba bu tür bir işleyişe haiz bir makine ne zaman iflas edecek olurdu? Bu gece verona dair pek bir düşüncenin beynimde hasıl olmasına izin veremezdim. Zira bu geceyi serbestiyet gecesi ilan etmiştik ve bu kısa serbest kalmışlığı verona harcayamazdım. Ne ben ne mami bunu yapmaya niyetliydi. Sert trance müziklerden genelde nefret ettik hep. Uzak kalmak istedik genelde. Ama bu geceye has bir ılımlılık sergileyip izin vermiştik kulaklarımızdan süzülüp beynimizdeki görevli bölüme ulaşmasına. Ve izin vermiş bulunmuştuk bedenlerimizin bu görevin neticesi sonucu hareketlenmelerine. Oysa başka türlü bir şeyler vardı kafamın içinde kalan. Pogo yapmak istiyordum delicesine. En son bu dansı yaptığımızı hatırlıyorum da, mami ile atılmıştık ismi lüzumsuz bardan. Şu an ki isteğim de böyle bişi idi aslın da. Ama artık pistin en ortasın da idik ben, mami ve veron… Müzikleri ayarlayan çocuk sanki beni tanımış gibiydi.. elindeki mikrofondan ses sisteminin çıkış gücün aldırmadan bir kaç kişinin bildiği sloganımızı“yaşa ve çek ayağını fren pedalından, ahmak yaşa işte…” tüm ortalığa haykırdı. Sesi duyar duymaz mami ile g öz göze geldik. Bu mutlaka tanıdık biri olmalıydı diye düşündük bir an sonra düşünmeye kapalı olmamız gerekliliği hatırımıza iliştiğinde sildik düşünceyi dimağımızdan. Ve ne çeşit bir dans yaptığımıza bile aldırmadan daldık havaya. O aldırmamaya çalıştığımız ses sahibinin ardından yeniden yükseldi “hey mami , hey hakan , hey piç kuruları siz burada ha, alın o halde bu size” diye. Tüm millet eminim ki dj in bu anlamsız hareketine neden olan şeyi merak ediyordu. Tam bu sırada çalan müzik artık kesin tanıdığımız bir piçin sesinden tüm o seslerin yükseldiğini iyice anlamamıza neden oldu. Nirvana “rape me “… bu herif her kimse iyi biliyor olmalıydı bizi. Nirvana ile kabaran dürtülerimizi iyi biliyordu mutlaka ve alevleri hartlıyordu bilerek sonunda olacakları. Veron artık tamamen havayı ciğerlerine solumuş, ve başının dönmesi ile çoktan gözlerini kapatıp uçmuştu bile… bu kez ilk kıvılcımın adı veron du. Çıktığı masanın birinden bir kızın üstüne öyle bir uçuş yaptı ki zavallı kız soluğu yerde ve üzerindeki hiç tanımadığı bir herifin solukları arasında buldu. Alev almıştı artık sanki her yer ve kendi ateşlerimizle yanıyor olmanın acısıyla üçlü pogoya başladık aniden. Üç kişi veron, mami ve ben… sonra bir dördüncü belirdi kafamın üzerinden uçan. Bu herifi tanıyordum… Çağdaş’tı bu. Şu odtü’lü Çağdaş. Tanıdığım en hızlı uçucu. Şimdi tamamdı o sesin sahibinin kimliği. Buraya kapak atmış olmalıydı üstelik bunun için sahip olduğu müzik altyapısının eminim minimum bir bölümü yetmişti. Ortam birden kalabalık oldu. Üç kişi ile başlayan dans önce dört ve ardından onlarca kişi oluverdi. Veron takılmıştı, üzerine kapaklandığı kıza. Sürekli onun üzerine doğru atılıyor ve sürekli ona ve onun etrafındakilere çarpıp duruyordu. Çok geçmedi ki bir şişe kırıldı,sesi çok yakından gelmişti ve kafamı çevirdiğimde veron un kafasında noktalanıp sona eren seyahatinin neticesinde kırılıp parçalanan şişeyi tamamen görebildim. Ve ardından veronun suratında patlayan bir yumruk. Oldukça iri bir elden gelmiş ve oldukça iri bir herife ait… ardından o koca herifin kafasında mami nin fırlattığı tabure. Ortalık karışmıştı ve daha da artacağa benziyordu aslında ben buraya dağıtmaya gelmiştim, düşünmemeye ama anladım ki düşünmemek anlık dahi olsa çok zor. Düşündüm önce ne yapmalıydım? Ama hemen karar vermiştim ben dağıtmaya gelmiştim mami ile ve bu kez bu tür yapacaktım bunu. Atılıp rahatlayana kadar yumruklayacaktım birilerini. Tam kararımı uygulamaya koyulacakken mami nin suratında nerden çıktığını bile anlayamadığımız yumruk peydah oldu. Artık tek şey vardı… olaylar patlak verdiğinden beri pistin ortasında bekleyişim son buldu ve mami nin çenesine inen yumruğun sahibini seçebildiğim an kafa attım herife ve yere yığıldı. Sanki bu hareketimi bekliyorlarmışçasına birden bir yığın insan üstüme yığıldı. Artık tek yol vardı en azından birilerini indirmek. Ve dört kişi bir bar dolusu herife üstelik belki de haksızken savaş ilan etmiştik. Çok fazla bu tür şeylere müdahil olmakta pek yabancı sayılmazdık. Başlattığımız savaş bir kaç morluk ve bir kaç kanamanın ardından soluğu barın dışında almamızla son buldu. Evet kişi başına düşmesi gereken yumruk ve tekmelerin üzerinde nasiplenmiştik bu akşam ama tamamdı. Rahattık en azından, tamamen rahat gibi hatta. Veron… hayatını anlamsızlık ve gayesizlikle sürdüren kişilik abidesi veron… bu akşam veron un hayatında belki de ilk kez bir amaç uğruna gerçekleştirdiği bir eyleme dahil olmak, şahit olmanın ötesinde müdahil olmak bana yetmişti. Belki oldukça fazla bedel ödemiştim ama buna şehadetim tüm bedellere değmişti. Soluğu evde aldık. Ben, mami, veron ve çağdaş. Tanrıya şükür ki evde bizi bekleyen ve halimizi gördüğünde bir yığın soru yağdıracak kimsemiz yoktu. Herkes yediği dayağın tesiri ile kendini bir yerlere attı. Bende kendimi tek kişilik koltuğuma fırlattım ve güldüm. “Lanet olsun , insan ne kadar amaçsızlığa kendini adasa da , yaşam denizinde dümeni olmayan bir gemi misali ilerlemeye çalışsa da mutlaka rotaya ihtiyaç duymak zorunda kalacaktır.” Bir haykırış Kaybolmuş hislerime rağmen Kaybolmadan sona ulaşabilecek miyim bilmem Hayat denizinde , pusulasız yola devam etmem mümkün diil malumum Ancak rüzgarlar gerek, yelkenlerimi doldurabilecek Bir pusula yeter Puslu vadilerde kaybolmayışım adına Bu boşluk hissi Ve hislerimden arınmışlığıma rağmen Ölüme koşuşuma dair Bir tek sebep yeter Amaçsızlık mümkün olsaydı eğer Ölüme direnmek anlamını yitirirdi kesin En başıboş geminin dahi bir gayesi mutlak olur Yakalanılacak fırtınaların arifesinde... | |
| | |
| | #74 |
| Acıyı görmek mi istiyorsun? Gözlerime bak! Dudaklarımda söyleyemediğim sana ait duyguları, Bana her fırsatta bıraktığın yokluğunun acısını fark edeceksin. O zaman anlayacaksın acının sende ne kadar masum durduğunu. Ayrı yetişmiş güllerin birbirine hasreti gibi özlemle, Umutla kurudum sensiz. Ve sen hiç gözlerime bakıp beni sevdiğini söyleyemedin. Oysa sırf bu kelime için kurduğum hayallerdi beni hayatta tutan Bir boşluktan içeri girdim her gece, Senli düşlerden sensiz karanlıklara süzülür gibi. Ellerin nasıldı? Küçük müydüler? ve parmakların ince uzun mu? Parmaklarını parmaklarımın arasında hissedip, Seninle sahil boyu denizi hiç fark etmeden bir birimize bakıp yürüyemedik. Gözlerinin yeşilinde geleceğe dair hayaller kuramadan, sadece umut ettim gözlerini görebilmeyi. Ve o gözlerinde ki ışıltıyla karanlık gecelerime yol göstermeni istedim. Acıyı görmek mi istiyorsun. Gözlerime bak! Ve yaşanmamış boşa geçen anların hüznünün şiirlerini oku, kirpiklerinden sıyrılıp yanaklarına düşen dizelerimde. Bensiz yattığın o yataklarda benli hayaller kurma artık. Sabahlara merhaba derken beni seven bir şair var deyip gurur duy sadece. Ve hiç bilme o şairin senin için her gün defalarca öldüğünü. Ve bil ki insan sevdiğiyle beraber olacak mahşerde. Tek umudum bu şimdilik. Dünyada olamadığım anları mahşere bıraktım ben, Ben seni bu dünyalık mı sevdim sandın? Ölüm müş,terk edilişmiş umurumda değil gelme istersen. Nasılsa bir gün hayat biletimi kestiğinde, Kavuşma vakti olacak benim için ölüm. Dudaklarımda ki acı tat? Yoksa acı bir tebessüm mü olacak sana ulaşmayı beklemek? Ne yazık hiç bilemeyeceğim. Acıyı görmek mi istiyorsun? Gözlerime bak! Sen uzakta çok uzakta Bensiz bir yaşamın anlamsız günlerini yaşamaktasın, Benim gibi. Seni seviyorum, Gerçeğin ta kendisi bu iki kelime, Sırf dudaklardan çıkması istenen değil de İçimde taa içimde senin için atan bir kalbin feryadı, Haykırışı bu sevdiğim. Sana ulaşamasam da, Biliyorum ki zavallı kalbim Sana ait her şeyi saklıyor en gizli yerlerinde Kanlı ve uykusuz gözyaşlarımın Her gece aynalardan süzülmesi gibi acı veriyor uzaklarda oluşun. Biliyorum beni sevdiğini Acıyı tattığını da benden uzaklarda Ama hiç bana sana ait bir şeyi vermedin? Acı tek taraflı olsaydı, Ne yürek dayanırdı ne yaşamın bir anlamı olurdu. Ama yokluk kötü sevdiğim. Bir beden olmak isteyen yüreklerde ayrı ayrı yaşamak kötü. Sana her fırsatta koşmak isterken beni durdurmaların, Yüzüne hasret kaldığım günlerde Beni ısrarla kırışlarını hiç anlamış değilim. Eminim yine okuyunca bu şiirimi büzeceksin dudaklarını Ve eminim ağlayacaksın. Ağlamak seni ben yapar sevdiğim Ve beni sen yapanda içimde senin için yanan bir kalple yaşamak. Her gün Üsküdar’da oturup kendimi dinlerim Oysa konuşan sendin hep benimle, Ne martıların vapurlara takılışı, Ne işportacıların bağırışıydı fark ettiğim. Ben denizi seyrederken gözlerinde boğulmayı sevdim. Yosun tuttu gözyaşlarım sensizliğin dalgalarında. Gözlerim ve ben her Üsküdar’a inişimizde Bir gün seninle bir bankta oturup Sadece ve sadece hiç konuşmadan gözlerine bakmak istedik. Kaç zamandır bir hüzün dolaşıyor odamda. Duvarlar bir şeyler söylüyor sanki Adım adım yok oluşumu izliyorum Her batan güneşin karanlığı getirmesiyle. Sabahlara kadar uykusuz gözlerimle uzaklara, karanlıklara bakıyorum mütemediyen Ve kayan her yıldızda tek bir şey diliyorum? Ve Senin için yalvardığım namazlarda secdeye kapanıp Rabbime ettiğim dualarım, Tuttuğum dilekle aynı olması ve sonra umudumu yitirmeden Rabbimin bir bildiği var deyip Kabul olmadığında dualarımın Tekrar yalvarmalarımı. Seni okyanusların diplerinde Bir midyenin içinde ki İnciyi görme ihtimalimin olmadığı gibi kabul ettim aşkım Ve seni hiç ulaşılamayacak dağların zirvesinde Koklayamayacağım bir çiçek olduğunu fark ettiğimde Tek bir şey düşündüm? Dokunamadan tenine, Öpemeden öpülesi dudaklarını mahşere erteledim vuslatı. Ben o kargaşada ne yaparım bilmem ama İnsan mahşerde sevdiğiyle beraberdir derler Seni seviyorum meleğim. Acımasız olan ne sensin ne de ben, Bize gümüş tepsiyle sunulan hüzünlü bir hayat sadece Ve kabul etmesi zor olan bu ayrılıklara katlanmak sanırım. İnsan yaşamın değerini Yüzü ve kalbi güldüğünde anlıyor Anlıyor ki ölüm sadece toprağa girmek değil Ve nefesi kesilene kadar yaşadığı her şeyin Gözlerinin önünden geçmesi değil. Ölüm sensizliğin sadece yaşarken verilen cezası sevdiğim. Seni bulduğumda sevgi anlam kazandı Her anımsadığımda yaşamamım oldu gülüşlerin Hiç tükenmedi içimde senin için yanan ateş Ve ben o ateşle yanmayı, Sırf seni sevmek olduğu için İnan bana çok sevdim. 01,08,2006 Oysa Doğum günüme sadece 10 gün kalmıştı Eğer yanımda olsaydın Yaşama daha bir sıkı sarılacaktım.. Şimdi ölüm ne anlam taşıyor? Yaşamak ne anlam? Hiç anlayamayacağım Sensiz bedenim toprağa girmedikçe Ertuğrul Bayam | |
| | |
| | #75 |
| gönlümle baş başa düşündüm demin; artık bir sihirsiz nefes gibisin. şimdi tâ içinde bomboş kalbimin akisleri sönen bir ses gibisin. mâziye karışıp sevda yeminim, bir anda unuttum seni, eminim kalbimde kalbine yok bile kinim bence artık sen de herkes gibisin gözlerim gözünde aşkı seçmiyor onlardan kalbime sevda geçmiyor ben yordum ruhumu biraz da sen yor çünkü bence şimdi herkes gibisin yolunu beklerken daha dün gece kaçıyorum bugün senden gizlice kalbime baktım da işte iyice anladım ki sen de herkes gibisin büsbütün unuttum seni eminim maziye karıştı şimdi yeminim kalbimde senin için yok bile kinim bence sen de şimdi herkes gibisin *** herkes gibisin, olman gereken yerdesin, yazık... değsin istemiştim.... | |
| | |
| Sık Kullanılanlar ( Sayfayı buradan sık kullanılanlara ekleyebilirsiniz ) |
| Konu Araçları | |
| |
Edebiyat Bölümü kategorisi altındaki Dök Yüreğini Rahatla forumunun █ Forsaken'in Not Defteri █ |Öyküler - Şiirler - Yazılar| konusunu incelemektesiniz. -------------------------------------------
İçimde uçsuz bucaksın bir karanlık var
Ve ben o karanlığın en uzak noktasında,
Sadece gözlerinin ışıltısını görüyorum.
Her fırsatta koşmak istiyorum sana
Ama ayaklarımda anlayamadığım bir yorgunluk.
Düşüp düşüp ... mesajının devamı... |
| | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| █ █ █ idoAslan Günün Eğlencesi█ █ █ Fb'li Spiker-Gs'li Spiker Maç Anlatırsa Kop Kop:D | Døή CøяŁeøήe | IdoAslan Muhabbet,Sohbet,Oyun | 150 | 01-11-08 02:13 |
| █████████ Kırık Link Bildir REp Kazan █████████ | Security | Turk Adult Resimler | 11 | 11-02-08 01:36 |
| █████████ Kırık Link Bildir REp Kazan █████████ | Security | Türk Adult Download | 50 | 30-01-08 18:46 |
| ██ █Herkes Imzasina Yada Avatarina Bunun Gibi Bişeyler Eklesin!!█ ██ | FuTBoLiGaN | Çöp Kutusu ve Kapalı Bölümler | 28 | 24-04-06 02:52 |